Öğretmen kızıma sormuş: “Annen çalışıyor mu?”

“Evet çalışıyor” demiş kızım.

Öğretmen: “Peki annen ne iş yapıyor?”

Kızım: “Yemek yapıyor, temizlik yapıyor, annelik yapıyor”  🙂

Öğretmen :“Hmm yani ev hanımı.”

Kızım: “Evet, çalışan ev hanımı”..:)

Aldığı cevap karşısında şaşırmış öğretmen! Bizim ki, bu şaşkınlıktan pek bir keyif almış anlaşılan ki, aynı soruyu soran bütün öğretmenlerine aynı cevabı verir olmuş…
Bununla da kalmamış, annesi evde çalışan arkadaşlarını öğütlemiş. Öğretmenler “Anneniz çalışıyor mu” diye sorarsa, “Evet çalışıyor” deyin diye..:)

Arkadaşları da bizim kızdan almışlar tüyoları, öğretmenlere hep aynı cevabı verir olmuşlar 🙂

Birilerine kendi saçma fikirleri yetmedi, birde küçücük çocukların beyinlerine aynı fikirleri kodladılar.

“Çalışan kadın kaliteli kadındır”“Ev hanımı, işe yaramaz kadındır”, “Kadın para kazanıyorsa değerlidir”, “Para kazanmayan kadın cahildir”, “Kadın kendi ayaklarının üzerinde durmayı bilmelidir”, “Kocaya muhtaç olmamalıdır.”, “Kocana el açma”, “Yarına güvenme”…

Mutlu değil, kaygılı çocuklar yetiştiriyoruz.
Çocuklara tevekkülü değil, güvenmemeyi öğretiyoruz.Ve bunu en çok kız çocuklarına yapıyoruz. Çocuklara yarına dair, mütemadiyen umutsuzluk, çaresizlik aşılıyoruz.

Bereketin tevekkülden, kanaat etmekten, Allah için paylaşmaktan geçtiğini öğrenemedik bir türlü. Aybaşlarını büyük bir sabırla bekleyen, elindeki az miktardaki parayı değme ekonomistlere taş çıkartırcasına hesap edip harcayan, zorlu hayat şartlarına rağmen yüzünde gülümsemesi, dilinde hamd’i olan annelerin;  para için mutluluğunu ve huzurunu feda eden, mutluluğu ve huzuru kaybettiği gibi, parasında da bereket olmayan çocuklarıyız…

Ne güzeldi… Anneler evlerinde oturur, sabah kalkıp bir hizip Kur’an okur, sonra işlerini yapar, yemeği ocağa koyar,; çocuklarını, eşlerini beklerlerdi. Şimdi eşler ve çocuklar, okuldan-işten gelip annelerini bekliyorlar. Tamam, zaman çok değişti, sobaların yerini doğalgaz aldı, sokaktan geçen eski yoğurtçular, cumbalı evler yok artık ama anneler değişmeseydi ne olurdu sanki?

Zaman değişti, dünya değişti, anneler değişti belki, ama çocuklar hiç değişmeyecek! Diplomaya, kariyere önem verenlere inat; Çocuklar hep evlerinde kendilerini bekleyen, kapıyı açıp çocuğuna sımsıkı sarılan mutlu annelere ihtiyaç duyacaklar.

Hem anneleri değiştirdiler. Hem de annelerimizden kalan herşeye bir iticilik izafe ettiler.

“Sen hâlâ annenin yağını mı kullanıyorsun?”,  “Koltukların annenden mi kaldı?”,  “Ayy tıpkı annene çekmişsin!”

“Gel abla, annene anne kazağı, anne pardesüsü, anne eşarbı al!” Ama sakın annen gibi olma, annen gibi giyinme, annen gibi konuşma sen…

Ey dünyaperestler, ey paranın köleleri, ey mutluluğun, huzurun hırsızları!  Bir annem vardı örnek aldığım. Bir annem vardı sıcağıyla ısındığım. İlk öğretmenim annemdi. En çok annem sevdi beni. Annem değer verdi en çok…Annemi itibarsızlaştırma çabalarınıza tüm varlığımla karşı koyarım ben. Annem gibi giyinir, annem gibi konuşurum. Annem gibi sever, annem gibi yemek yaparım.

Tıpkı annemin evinin hanımı olduğu gibi, ben de evimin hanımı olurum. Evimde ne işler yaparım, ne çocuklar yetiştiririm, bilemezsiniz. Gün gelir o çocukları dağ gibi dikerim karşınıza, şaşırırsınız!

Bir annenin değerli olması için para kazanması gerektiği fikrini, çıkarın o saçmalıklarla doldurduğunuz kafanızdan! Boş lakırtılarınızı, edepsiz fikirlerinizi bizlere, çocuklarımıza bulaştırmaya çalışmayın artık!

Siz siz olun, “Annen çalışıyor mu?” gibi cahilce bir soruyu hiç bir çocuğa sormayın! Sert kayalara çarpar, çok mahcup olursunuz!

Cahide Sultan