16002046722_dbd626f6db_oAllah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlar varya Allah bunlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. (Ahzab 35)

Allah neden bu kadar çok dua etmemizi, kendisini zikretmemizi istiyor? Allah’ın fazlından isteyin. Bana dua edin ki, duanıza icabet edeyim. Kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim… Beni anın ki, ben de sizi anayım. Ben size şah damarınızdan daha yakınım… Kim Allah’ın zikrinden gafil olursa ona yanından ayrılmayan bir şeytanı musallat ederiz… Ve daha niceleri…

Tüm bunları yeniden hatırlayınca çok duygulandım. Allah bizden ücret istemiyor. Sadece hatırlanmak istiyor. Nasıl istemesin ki, yeri göğü yaratan, bizi yoktan var eden, üstüne birde çeşit çeşit nimetlerle donatan bir Rabb nasıl olur da hatırlanmaz. Nasıl olur da unutulur, kâle alınmaz. O bize emir ve yasaklar koymuşken ve bunu sadece bizim iyiliğimiz için yapmışken biz nasıl olur da başka kapılara koşar, başkalarından medet umarız.

Bazen insan, emeklerine karşılık çocuğundan bile karşılık bekliyor. “O kadar alıyorum, kıymet bilmiyor” diyor. Yaptığı en ufak bir iyilik için komşusundan, arkadaşından karşılık bekliyor. Bulamayınca kırılıyor, kinleniyor.

Peki bunca nimete karşı, bunca isyan, bunca nankörlük eden kullara Allah’ın gazaplanması nasıl olur? Allah’ın kullarına verdiklerine karşı bu unutmuşluğumuz, emir ve yasakları umursamayışımızın bir bedeli olmayacak mı? Allah Es-Sabır’dır. Sabreder fakat bilelim ki bu sabrın sonu cehennemdir. Kavurucu bir ateştir. Allah’ın rızıklandırması da, ödüllendirmesi de, cezalandırması da asla kullarınkine benzemez.

Geçici dünya için çalışıp çırpınırken, asıl yurdumuz için duyarsız kalıyorsak, onca koşturmacanın içinde Allah’ı anamıyor, 2 sayfa olsun Kur’an okuyamıyor, namazlarımızı kılmıyorsak, ayetlerin üzerinde düşünemiyor, dünya güzelliklerinden faydalanırken şükretmiyorsak bu gaflet değil de nedir?

Düşünün ki, saray gibi bir ev yaptırdınız. İçini dayayıp döşediniz. Size hizmet etsin diye hizmetçiler tuttunuz. Baktınız saray büyük. Garip, yoksul bir adama acıyıp sarayınızı onunla paylaştınız. Ona bir oda tahsis ettiniz. Bir gün geldi ki, adam o sarayı sahiplendi. Size ait olan ne varsa el koydu. Sizin kurallarınız o sarayda geçmez oldu. Bir miskin kendisini padişah ilan edip, yeni kurallarla sarayı yönetirken, sizi de bir köşeye itti. Öylece kalakaldınız. Hatırlanmıyorsunuz, adınız dahi anılmıyor. Ne hissederdiniz?

Medyaya bakın.  Tv’lere, gazetelere, filmlere, dizilere, parti programlarına, özel günlere bakın. Hangisinde Allah hatırlanıyor? Hangi söze Allah’ın adı, Allah’ın selamıyla başlanıyor?

Çocuklarımızı büyüttüğümüz çizgi filmlerin içinde bir kez bile Allah kelimesi geçmiyor.

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56) buyuruyor Rabbimiz.

Oysa biz; Paraya kulluk, patrona kulluk, modaya kulluk, eşyaya kulluk, diplomaya kulluk, el-alem’e kulluk, çocuğa kulluktan Allah’a kul olmaya bir türlü geçemedik. En büyük kulluk göstergesi namazken, namaz için bile pek çok bahane ürettik.

Toplum olarak huzurumuz, rahatımız yok. Tatminsiz, mutsuz bir ömür geçiriyoruz. Oysa Rabbimiz kalplerimizin ancak Allah’ı anarak huzur bulacağını, dinginleşeceğini buyuruyor (Rad: 28) Allah’ın zikrini unutursak, yanımızdan ayrılmayan bir şeytanın bize musallat olacağını haberdar ediyor (Zuhruf: 36) Allah’ı hayatımıza dahil etmeden mutlu olacağımızı sanıyoruz.

Allah’a kulluk için yaratıldığımız halde, Allah’ı tanıyamadan, Allah için yaşayamadan bir ömür geçiriyorsak, bu yokluğun, yoksulluğun ta kendisidir. Velev ki dünya bizim olsa bile…

Kötülüklerden temizlenen, Rabbının ismini zikreden ve namazı kılan, mutlaka kurtulacaktır. (A’la 14,15)

Kim de Rabbi’nin Zikrinden yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba sokar. (Cin 19)

Cahide Sultan

KeelySimpson_MommyDearest_FlowerLine

Hadis-i şeriflerde yapmamız tavsiye edilen zikirlerin ses dosyaları. Sadece dinlemek bile huzur veriyor…

Sabah zikirleri

Akşam zikirleri