Dün bir vesileyle ev içinde, büyük erkek çocuklarımın yanında kıyafetime dikkat ettiğimden bahsetmiştim. Hiç beklemediğim bir şekilde çok çirkin yorumlara maruz kaldım. Hadi canım sende diyenler oldu? Dışarıda tesettür yetmedi, bir de ev içinde mi tesettüre bürüneceğiz? “Sen oğullarından şüphe mi duyuyorsun ki giydiğine dikkat ediyorsun?” deyip çirkinleşenler…

Kızamıyorum inanın. Onların bizi anlaması için, önce İslam’ı anlamaları gerek. İslam sadece kimliklerde ve dillerde kalan bir kelime olunca, edebe dair detaylar incelikler silinip gidiyor maalesef.

Ev içinde giyinmenin de incelikleri var. Ev içindeki giyim şeklimiz, dışarıdaki tesettürümüzden elbetteki çok daha farklı ve rahattır. Fakat özellikle büyük oğullarınız varsa, biraz daha giyiminize özen göstermeniz gerekir.

Bir kadın eşinin yanında istediği gibi giyinebilir. Hiç bir sınır yok. Ne zaman ki çocuklar olur. O zaman iş değişir.

Kendi ailemden bahsedeyim yine. Benim en küçüğü 15 yaşında olan 3 yetişkin oğlum var. İkiz oğullarımın bebekliklerinden itibaren, yanlarında kıyafet değiştirmedim. Nasıl olsa küçükler deyip uygunsuz hallerde yanlarında durmadım. Başörtüsüz, kısa kollu, üzerine geniş bir bluz veya tişört giymek kaydıyla geniş bir pijama giyilebilir. Ben de öyle yaptım. Onların edep ve hayayı önemsemeleri için, önce benim buna dikkat etmem gerekiyordu.  Onları da, nasıl olsa erkek çocukları deyip çıplak bir şekilde dolaştırmadım. İç çamaşırlarıyla banyo yaptırdım. Hayasızlığın zirve yaptığı deniz kenarlarına, düğünlere götürmedim. Ahlaksız görüntülerden elimden geldiğince uzak tuttum. Sokakta yürürken bilbordlardaki ahlaksız görüntülere, mahrem yerleri açık olan kadınlara karşı; “Bakışlarınızı yere indirin ki, hem Allah sizden razı olsun, hem hafızanız zayıflamasın. Siz temiz olun ki, temiz olanlara layık olabilesiniz.” diye öğüt verdim.

Erkek olsalar da dar pantolon ve tişörtler giydirmedim emanetlerime. Mahrem bölgelerini belli etmeyecek şekilde giydirmeye gayret ettim.

Bizim evimizde durum hep böyleydi. Gel zaman git zaman büyüdüler. Ergenlik dönemlerinden beri, onlara sözlü bir uyarıda bulunmadığım halde yanımda atletle bile dolaşmadılar. Benim yanımda kıyafet değiştirmediler. Bacaklarını ayırıp karşımda oturmadılar. Akşam olunca lambaları yakmadan evvel perdeyi çektiler. Başım açıksa perdeleri kontrol ettiler.

Derdim ailemi çocuklarımı övmek değil. Onların dünü, bugünü, yarını, yaratan, yaşatan Allah zülcelal’in elinde. Yarın ayakları kayar mı bilemem. Kaymasın diye dua ederim ben. Bana düşen elimden geleni yapmaktır.

Benim, çocuklarımın yanında kıyafetime dikkat etmem, edebimin bir gereğidir. Çocuklarımın yanında şortla, yarı açık kıyafetlerle, taytla dolaşmayı onlara karşı bir saygısızlık, Rabbime karşı da bir edepsizlik sayarım.

Dışarıda öyle gezenleri sormayın bana bilemem.
Ama ben evimde bile o tür kıyafetler giyemem!

Bizim annelerimiz, melekler eve gelmez korkusuyla evin içinde bile başlarına bir örtü örterlerdi. Biz haya timsali sahabelerden, büyüklerimizden  öğrendik ki; Edep sadece yabancı insanlara karşı değil, aile bireylerimize, Allah’a ve meleklere karşı da takınılması gereken bir haldir. Bu yüzden değil evlatlarımızın yanında, yalnızken bile edepli olmaya dikkat etmek gerekir.

Tüm bunları yapmak ilk bakışta zor gibi görünse de, her işte olduğu gibi Allah’ın rızasını gözettiğinizde Allah size o işi kolaylaştırıyor. Yardım ediyor.

Çocuğun ilkokulu evi, ilk öğretmeni annesidir. Siz iyi bir öğretmen olamazsanız, başarılı bir öğrenci beklemeniz hayâl olur. Bizim derdimiz; Çocuklarımızın sadece dünya sınavlarını başarıyla geçmeleri değil, ahiret sınavını da yüzlerinin akıyla, salih amelleri vesilesiyle geçmeleridir.

Edep olmadan din olmaz. Edep, tıpkı iman gibi insanın yaşantısına, görüntüsüne de sirayet eder.

Sadece dışarıda değil, ev içi hallerimizde de edep ve hayayı unutmamak duasıyla…

Cahide Sultan