happy-muslim-family-cartoon-51Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et! (İbrâhîm suresi:40)

Bir kardeşimiz 4. çocuğuna hamile olduğunu öğrenince çok üzülmüş. İsyana varan hallerde bulunmuş ama daha sonra çok pişman olmuş. Çevrenin, ailesinin baskısını düşünüp endişelenmiş sanırım. “Ne olur bana bir şey söyleyin” demiş.

Bu durum çoğunuza tanıdık geldi değil mi? Hani bazıları “kazayla oldu” diyor. Sonra hemen kendince önlemini(!) alıp kürtaj oluveriyor!

“Daha zamanı değil, hazır değilim, işlerim çok yoğun, gençliğimi yaşayacağım!” gibi laflar ediyor.

Hayatta her şeyi kendimiz ayarladığımızı, her işin biz istediğimiz için olduğunu sanıyoruz. Kadere iman, Allah’a tevekkül çoğu kez cümlelerimizi zenginleştirmek için kullandığımız ifadelerden öteye gitmiyor.Unutanlara bir kez daha hatırlatalım: “ALLAH ol der oluverir!”

İbni Hibban’ın Enes’den rivayet ettiği hadisde şöyle belirtilmektedir: Adamın birisi Rasulullah’a azili (Korunmayı) sorar. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:
“İçinde çocuk olan meniyi, taşın üzerine döksen de ondan çocuk çıkar.” 

İşte hepsi bu kadar. Ne bu bedenlerimiz, ne de yaşadığımız hayat bize ait değil. Bunların hepsi bir emanet. Rabbimiz bizi nasıl imtihan etmek istiyorsa öyle imtihan oluyoruz. Kimimiz çok çocukla, kimimiz çocuksuzlukla imtihan oluyoruz.

Bu ülkede on yıllarca aile planlaması diye bir zırvalık uygulandı. İki çocuktan fazlasının çok kötü olduğu, sadece cahillerin çok çocuk doğurduğu, çocuğun rızka mani olduğu beyinlere işlendi. 35-40 yaşından sonra doğurmanın çok riskli olduğu söylemi de koca bir yalandı! Devamlı kadının kariyer yapması, dışarıda çalışması gerektiğine inandırıldı. Kadın evine yabancılaştırıldı. Dolayısıyla kadını, doğurduğu çocuğa bakamaz hale getirdiler.

Evde olan kadını da, ev eşyalarına köle ettiler. Janjanlı perdesini, halısını, koltuğunu, gümüşlüğünü temizlemekten bîzar olan kadın, evde dolaşıp etrafı kirleten, dağıtan bir çocuğa tahammül edemez, “Aman misafirim ne der, el ne söyler” diye düşünmekten çocuklarıyla vakit geçirmenin tadını alamaz oldu.

Dikkat edin, bugün Müslümanların zulüm gördüğü topraklarda en çok çocuklar katlediliyor. Çünkü Müslüman nesli azaltmayı ibadet gibi gören aşağılık bir güruh var. Bizim nüfusumuzun azalması, onların nüfuzlarını artırıyor.

Her çocuk rızkıyla doğar, her çocuğun sevgisi, aileye kattığı mutluluk katlanarak artar. İstemeden hamile kalan kardeşlerim, önceki yavrularımızda biz istediğimiz için olmamıştı zaten. Allah istediği için, o çocuklar bizim kaderimiz, bizim imtihanımız olduğu için yaratılmıştı.

Kadını, fıtratının tersine çevirdiler. Eskiden çok çocuklu olmak bir övünç vesilesiyken, şimdi bir utanç olarak görülür oldu. Görevi olmayan her işi yüklenen kadın, kendi evladını yüklenmekten gocunur oldu.

Eskiden anneler, kızları evlenince “Ya bebeği olmazsa” diye endişe ederlerdi. Artık anneler kızlarını evlendirirken, “Sakın hemen doğurma, hayatını yaşa!” diye tembih (!) ediyor.

Çocuğu olmayan tüm kardeşlerime Rabbimden hayırlı evlatlar bahşetmesini, sabr-ı cemillerini cennetle mükafatlandırmasını diliyorum.

Beklemediği halde hamile olduğunu öğrenen kardeşlerime de, evlatlarınız size ve ümmete mübarek olsun diyorum. Anası belli, babası belli olan, Rabbimizin lütfettiği çocuklarımızdan utanmak, bizim için en büyük utançtır. Kıymetini bildiğimiz, Allah yolunda emek verip yetiştirebildiğimiz çocuklar bizim kapanmayan amel defterlerimizdir.

Allah cümlemizin evlatlarını yüz akı olacak, alnı secdeli, kalbi iman dolu salihlerden, salihalardan eylesin. Amin

Cahide Sultan

Evlat Değil Servet! (Nureddin Yıldız’dan)

Kim Zengin, Kim Fakir, Rızık Nedir ki?